Uluslararası Ticaret ve Gümrük Hukuku
- Anasayfa
- Hizmetlerimiz
- Uluslararası Ticaret ve Gümrük Hukuku

Uluslararası ticaret ve gümrük hukuku; sınır ötesi mal ve hizmet akışını, ithalat-ihracat süreçlerini, gümrük rejimlerini ve yabancı yatırımcıların Türkiye'deki ticari faaliyetlerini düzenleyen karmaşık bir hukuk alanıdır. Tek bir hata — yanlış düzenlenmiş bir sözleşme, eksik gümrük beyannamesi, kaçırılan bir itiraz süresi — ticari ilişkiyi kısa sürede uyuşmazlığa dönüştürebilir.
Keleş Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak; Türk şirketlerine, yabancı yatırımcılara ve Türkiye üzerinden ticaret yapan uluslararası işletmelere bu alanda hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sunuyoruz. Türkçe, İngilizce, Arapça ve Rusça dil desteğiyle, dil engelinin süreç yönetimini sekteye uğratmasına izin vermeden müvekkillerimizin yanında yer alıyoruz.
Uluslararası ticaret hukuku; farklı ülkelerde yerleşik taraflar arasında gerçekleştirilen mal satımı, hizmet sunumu ve sınır ötesi ticari sözleşmeleri kapsayan hukuk dalıdır. Tek bir ülkenin iç hukuku değil; uluslararası sözleşmeler, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kuralları, ikili ticaret anlaşmaları ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) aynı anda devreye girer. Yabancılık unsuru içeren her ticari uyuşmazlıkta uygulanacak hukukun tespiti, yetkili mahkeme veya tahkim kurumunun belirlenmesi ve yabancı kararların Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmesi; bu kanun çerçevesinde yönetilir.
Gümrük hukuku ise bu çerçevenin fiili uygulama katmanıdır: malların sınırdan geçişini, gümrük vergilerinin hesaplanmasını, eşyanın tarife sınıflandırmasını, menşe kurallarını ve gümrük rejimlerini düzenler. Türkiye, AB Gümrük Birliği üyesi olması nedeniyle gümrük mevzuatı açısından kendine özgü ve dikkatli yönetim gerektiren bir konumdadır.
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu: Yabancı yatırımcılara Türk yatırımcılarla eşit haklar tanır. Yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye'de serbestçe faaliyet göstermesinin hukuki temelini oluşturur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Şirket kuruluşunu, ticari sözleşmeleri ve taşıma hukukunu düzenler.
4458 sayılı Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği: İthalat ve ihracat işlemlerinin tüm usul kurallarını, gümrük rejimlerini ve itiraz mekanizmalarını kapsar. Kanunun 210. maddesi uyarınca haksız tahsil edilen gümrük vergilerinin iadesi tebliğden itibaren 3 yıl içinde talep edilebilir.
CISG (Viyana Satış Sözleşmesi Konvansiyonu): Türkiye 2011 yılından bu yana bu uluslararası sözleşmeye taraftır. 89 ülkenin taraf olduğu CISG; yabancı unsurlu mal satım sözleşmelerinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça otomatik olarak uygulanabilir. Bu durum sözleşme hazırlanırken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
INCOTERMS 2020: ICC tarafından yayımlanan ve uluslararası ticarette mal teslimini standartlaştıran kurallardır. FOB (Free on Board), CIF (Cost, Insurance and Freight), EXW (Ex Works), DAP (Delivered at Place) gibi teslim koşulları; taşıma masraflarının, sigorta yükümlülüğünün ve hasarın kimin üzerinde kalacağını belirler. Sözleşmede yanlış incoterms terimi seçilmesi, ciddi mali yükümlülükler doğurabilir.
Türkiye-AB Gümrük Birliği (1996): Sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini karşılıklı olarak sıfırlamış; ancak tarım ürünleri ve bazı hizmet sektörleri kapsam dışında kalmıştır. AB kaynaklı ithalat ve AB'ye ihracatta önemli avantajlar sunarken uyum yükümlülükleri de doğurmaktadır.
5718 sayılı MÖHUK: Yabancılık unsuru taşıyan davalarda uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin uluslararası yetkisini ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ile tenfizini düzenler. MÖHUK m. 48 uyarınca yabancı gerçek ve tüzel kişiler, Türkiye'de dava açarken mahkemenin belirleyeceği teminatı yatırmak zorundadır.
Gümrük sürecinin yalnızca beyanname vermekten ibaret olduğunu zanneden birçok müvekkil ciddi risklerle karşılaşmaktadır. Her aşamanın kendine özgü hukuki riski vardır:
1. Eşyanın Tarife Sınıflandırması (GTİP) Eşyanın doğru gümrük tarife istatistik pozisyonuna (GTİP) yerleştirilmesi, uygulanacak vergi oranını ve olası kısıtlamaları belirler. Gümrük vergisi; ticari faturada beyan edilen kıymet ile sigorta ve taşıma maliyetinin toplamı olan "gümrük değeri" üzerinden bu tarife oranıyla çarpılarak hesaplanır. Yanlış sınıflandırma vergi farkı, ceza ve eşyanın gümrükte tutulmasına yol açabilir. Sınıflandırmaya itiraz hakkı tebliğden itibaren 15 gün içinde kullanılmalıdır.
2. Gümrük Kıymeti Tespiti Gümrük vergisi malın gümrük kıymeti üzerinden hesaplanır. İdare ile kıymet tespitinde uyuşmazlık çıkması halinde itiraz yoluna başvurulabilir; bu süreç uzman hukuki destek gerektirir.
3. Menşe Belgesi ve Tercihli Tarife Türkiye'nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmaları (STA) kapsamında indirimli gümrük vergisinden yararlanmak için uygun menşe belgesinin (EUR.1, A.TR, Form A vb.) eksiksiz temin edilmesi zorunludur. Menşe tespitindeki hatalar tercihli tarife hakkını kaybettirebilir.
4. Beyanname Kontrolü ve Muayene Belge kontrolü, fiziksel muayene veya laboratuvar analizi aşamalarında idarenin yönelttiği taleplere süresi içinde yanıt verilmesi kritiktir. Yanıtsız kalan talepler eşyanın gümrükte bırakılmasına veya müsaderesine zemin hazırlayabilir.
5. Gümrük Vergisi, İlave Vergiler ve İade Gümrük vergisinin yanı sıra KDV, ÖTV, anti-damping vergisi ve telafi edici vergi gibi ek yükümlülükler de söz konusu olabilir. Bu yükümlülüklerin ithalat öncesinde doğru hesaplanması ticari karlılık açısından belirleyicidir. Haksız ödenen gümrük vergisinin iadesi ise 4458 sayılı Kanun'un 210. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 3 yıl içinde talep edilebilir.
6. Gümrük Rejimleri ve Avantajlı Uygulamalar Dahilde işleme rejimi, geçici ithalat, gümrük antreposu ve serbest bölge gibi özel rejimler; vergi ertelemesi veya muafiyeti sağlayarak işletme maliyetlerini önemli ölçüde düşürebilir. Bu rejimlerin koşullarına uyum zorunludur; ihlaller ciddi yaptırımlara yol açar.
Uluslararası ticarette ödeme yöntemi seçimi, alıcı ve satıcının üstlendiği riski doğrudan belirler:
Akreditif (Letter of Credit / L/C): Banka güvencesiyle işleyen en güvenli ödeme yöntemidir. Satıcı akreditif koşullarına uygun belgeleri bankaya ibraz ettiğinde ödeme garantisi doğar. Akreditif şartlarının sözleşmeyle uyumlu olması ve akreditif türünün (gayrikabil-i rücu, teyitli vb.) doğru seçilmesi kritiktir.
Vesaik Mukabili (Documentary Collection): Banka aracılıklı ancak akreditife göre daha az güvenceli bir yöntemdir. Alıcının ödeme yapmadan önce belgelere el koyma riski mevcuttur.
Peşin Ödeme ve Açık Hesap: En yüksek risk içeren yöntemlerdir. Taraflar arasındaki güven ilişkisi ve ticaret geçmişi bu yöntemler için belirleyicidir. Açık hesap uygulamasında alacak tahsili hukuki sürece taşınabilir.
Her ödeme yönteminin UCP 600, URDG 758 ve ilgili ICC kuralları kapsamında hukuki değerlendirmesinin yapılması, risklerin sözleşme öncesinde tespit edilmesini sağlar.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı sermayeli tüzel kişiler, 4875 sayılı Kanun çerçevesinde Türkiye'de serbestçe şirket kurabilir. Limited şirket (LTD), anonim şirket (A.Ş.) ve şube açılışı seçeneklerinin her biri farklı sermaye, sorumluluk ve vergi sonuçları doğurur. Türkiye'de yabancıların şirket kurarken dikkat etmesi gereken tüm hukuki adımlar, belgeler ve süreçler için Yabancıların Türkiye'de Şirket Kurması başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
2026 yılı itibarıyla anonim şirketler bakımından avukat bulundurma yükümlülüğü önem kazanmaktadır. Bu konudaki güncel düzenleme ve yükümlülükler hakkında ayrıntılı bilgi için Anonim Şirket Avukat Zorunluluğu başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Türkiye'de ticari faaliyete geçmek isteyen yabancı şirketler üç temel seçenekle karşılaşır: tam teşekküllü bağımsız şirket kuruluşu, şube açılışı ve irtibat bürosu. Şubenin tüzel kişiliği yoktur ve ana şirketi doğrudan temsil eder; Türkiye'deki mahkeme kararları doğrudan ana şirkete karşı hüküm doğurur. Bağımsız şirket ise ayrı bir hukuki kişiliktir; ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır.
MÖHUK m. 48 uyarınca yabancı gerçek ve tüzel kişiler Türkiye'de dava açarken mahkemenin belirleyeceği teminatı yatırmak zorundadır. Bu yükümlülük; karşı tarafın yargılama giderlerini ve olası zararını güvence altına almak amacıyla öngörülmüştür. İkili anlaşmalar veya mütekabiliyet ilkesi kapsamında teminattan muafiyet mümkün olabilir; bu husus dava açılmadan önce değerlendirilmelidir.
Milletlerarası mal satım sözleşmelerinde uygulanacak hukuk, yetkili yargı yeri veya tahkim kurumu ve incoterms koşullarının doğru belirlenmesi uyuşmazlık çıktığında tarafın haklarını doğrudan etkiler. CISG'in uygulanmasının istenip istenmediğinin sözleşmede açıkça belirtilmesi büyük önem taşır.
Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda çözüm yolu seçimi, hem süre hem maliyet hem de kararın icrası açısından belirleyicidir.
Türk Mahkemelerinde Uluslararası Ticari Dava
Yabancılık unsuru taşıyan bir ticari davada yurt dışı tebligat (Lahey Sözleşmesi prosedürü) veya istinabe yoluyla delil toplanması gerektiğinde yargılama süresi 3-5 yıla uzayabilir; istinaf ve temyiz dahil süreç 7 yıla kadar çıkabilir.
Uluslararası Tahkim
Tahkim, özellikle yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda tercih edilen ve devlet yargısına göre çok daha hızlı işleyen bir çözüm mekanizmasıdır. Türkiye'nin taraf olduğu New York Konvansiyonu (1958) çerçevesinde, tahkim kararları 170'i aşkın ülkede tanınır ve icra edilir; bu durum tahkimi mahkeme yoluna kıyasla önemli ölçüde avantajlı kılar.
Başlıca tahkim kurumları:
Tahkim şartı sözleşmeye eklenirken kurumun kendi web sitesinde önerdiği standart klozun aynen kopyalanması, sonradan doğabilecek yetki tartışmalarını önler.
Tanıma ve Tenfiz
Yabancı mahkeme veya tahkim kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için tenfiz davası açılması gerekir. MÖHUK m. 54 uyarınca kararın kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine aykırı olmaması temel koşullardır. Tenfiz davası davalının Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesinde; yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.
Yabancı Yatırımcı Odaklı Yaklaşım: Büromuzun müvekkil profilinin önemli bir bölümünü yabancı uyruklu yatırımcılar ve uluslararası şirketler oluşturmaktadır. Bu profil, uluslararası ticaret ve gümrük hukukunda yabancı yatırımcıların önceliklerini ve risklerini derinlemesine kavramayı sağlar.
Çok Hukuk Alanında Entegrasyon: Uluslararası ticaret süreçleri çoğu zaman şirketler hukuku, vergi hukuku, yabancılar hukuku ve ceza hukukuyla kesişir. Büromuz bu hukuk alanlarının tamamında hizmet sunarak müvekkillerine bütünleşik danışmanlık imkânı sağlar.
MÖHUK ve Milletlerarası Tahkim Deneyimi: Yabancılık unsuru taşıyan davalarda uygulanacak hukukun tespiti, yetkili yargı yeri belirlenmesi, MÖHUK kapsamında tenfiz davaları ve uluslararası tahkim süreçlerinde aktif temsil.
Çok Dilli Hizmet: Türkçe, İngilizce, Arapça ve Rusça dil desteği; sözleşme hazırlama, yazışma yönetimi ve süreç takibinde iletişim engelini ortadan kaldırır.
Şeffaf Ücret Politikası: Danışmanlık ücreti ilk görüşmede yazılı olarak belirlenir; ek sürpriz maliyet yoktur.
Pratik ve Önleyici Yaklaşım: Uyuşmazlık çıkmadan önce sözleşme ve gümrük süreçlerini doğru yapılandırmak, sonradan müdahaleden çok daha az maliyetlidir.
Uluslararası ticaret ve gümrük hukuku alanında hukuki destek almak için büromuzla iletişime geçebilir ya da aşağıdaki kanallar üzerinden randevu alabilirsiniz.
Ankara, yalnızca Türkiye'nin başkenti değil; aynı zamanda Ticaret Bakanlığı'nın merkez teşkilatının, Orta Anadolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü'nün, Hazine ve Maliye Bakanl...
Devamını Oku
İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Avukatı, uluslararası ticaretin karmaşık dünyasında yol gösterici bir rehberdir. Bu avukatlar, ithalat ve ihracat işlemlerinden doğan hukuki sorunlar...
Devamını Oku